Aşı Olma(ma)k!


Aşı karşıtlığını anlayabiliyorum, aşıya mesafeli olanların güven sorunu yaşamalarını da anlayışla karşılıyorum. Acil onay ile izin verilen aşı, koruyuculuk ve yan etkisi (yıllar içinde) tam bilinmeden olunan aşı, insanların zihninde haklı olarak soru işaretleri oluşturuyor.

Çevremde bir tane aşı karşıtı (70 yaş üstü) yakınım var, konuştuğum ve neden karşı olduğunu sorabildiğim. Neden aşı olmuyorsun dediğimde aldığım ilk yanıt, çocuklarının aşı olmak istemediği ve kendisini de aşı olmaması konusunda çocuklarının ikna ettiklerini söyledi. Bana görüşümü sorduğunda, aynı fikirde olmadığımı söylemem karşısında şaşkınlığını belirtmekten çekinmedi. Karşıyız da herşeye karşı değiliz yahu.

Yarı zamanlı Almanya’da yarı zamanlı Türkiye’de yaşayan bu yakınımla ilgili sonraki görüşmelerimizde aşı konusu hiç açılmadı. Çünkü bu kararı insanın kendisinin alması gerekiyor.

Fikret Mualla, okuldan taşıdığı ispanyol giribini annesine bulaştırır ve ölümüne sebep olur. Bu suçluluk duygusuyla yaşar.”

Benim aşıya karşı en büyük motivasyonumu, bir başkasına bulaştırmamak olarak tanımlıyorum. Aşı sadece kendini korumak değildir, başkasına da bulaştırmama sorumluluğudur. Güçlü bir bağışıklığın tek başına yeterli olmadığını da düşüyorum. Ortamda aşısız ve mutasyona uğramış virüs taşıyan aşı karşıtı olan birini hayal edin, benim aşılı olmam tek başına işe yaramıyor, bu yüzden toplumsal bağışıklık dedikleri noktaya geliyoruz. Bu yüzden yöneticilerin aşı pasaportu gibi sürece evrilmelerini de doğru buluyor, bulaş riskini en aza indirebildikleri çözümün şimdilik bu olduğunu düşünüyorum. Hes kodu uygulamasını benimsedik, eksik olsa da dışarıda çalışmak zorunda olan sağlıkçı, banka, market ve kurye gibi risk altında olan bir sürü insanımız var, unutmayalım, onların da çocukları, anneleri ve kıymetlileri var. Yanımızda öksüren ve hapşıran insandan rahatsız olanların bir sonraki endişesi “yanımdaki aşılı mı?” sorusunun zihnimizde dolaşması olacaktır. (Sakın kişisel bilgimi vermem falan demeyin, bugün tüm sağlık verileriniz dahil kullandığımız tuvalet kağıt markasına kadar veriler dolaşıyor etrafta ve işleniyor. Aksi halde donu çıkarıp bedenimize göre bir incir yaprağı bulup, çevrenizde kaldı ise bir ormana yerleşmemiz gerekiyor).

Komplo teorilerini de bırakın (eski bir komplocu olarak), kimse kimseyi imha etmeyi planlamıyor, adam cebine girmiş attığın adımı sayıyor buna itirazın yok, sana sıvı çip mi takacak. Hem çip çok maliyetli bir teknoloji kimse kimseye bu kadar yatırım yapmaz.

Bilimsel olarak faz3 dedikleri noktayı anlarım ama buna vakit var mı bilmiyorum. Bu satırları yazarken şu habere takıldı gözüm: Endonezya’da yalnız ölmek: linkledim haberi okuyunuz.

Aşı meselesini benim deneyimimle bağlayalım artık. İkinci dozumu dün oldum. İğneden korkan ben, ilk aşı yapıldığında hiç anlamadım ve ciddi ciddi sordum iğne oldum mu diye? 15 dakika oturdum, bu bekletme meselesi de aşıya karşı olan korkudan dolayı bayılma gibi nedenlerden olduğunu okudum bir yerde. Akşam kolum ağrıyınca ikna olmuştum aşı olduğuma. 12 saat kolum ağrıdı, sabah uyandığımda geçmişti.

İkinci doz aşımı dün oldum, üzerinden bir gün geçti, şimdilik kolumda ilk doz sonrası oluşan hafif ağrı gibi bir ağrı var, çok hafif bir baş ağrısı o kadar.

Aşı tercihim biontech oldu, diğer klasik aşıyı da olabilirdim, aşıları yarıştırmayı doğru bulmuyorum ve bu konuda da kulaktan dolma bilgilerle interneti kirletmek istemem.

Aşı sonrası rahatlama geldi mi? Aksine daha dikkatli davranmayı seçiyorum. Maskelerde gevşeme var, gelen turistlerin herhangi bir kontrolden geçmiyor olduğu algısı var. Karantina yok. Ellerinde test raporları yok. Bu yüzden dördüncü dalga mı dersiniz, mutasyona uğramış virüs mü dersiniz bilmiyorum, evden çalışmanın uzmanı (zoom platformunun verimsiz ve sömürü düzenine maruz kalmadan) olarak izole olmaya devam ediyorum. Zaten Temmuz ve Ağustos ayları benim için tatil yapılacak aylar değil.

Virüslerin nasıl ve ne şekilde yayıldığını anlatan bir içeriği buraya bırakıyorum, kitap okuma alışkanlığı olanlar için Jonathan Safran Foer okumınızı öneriyorum.

Bir de izlemediyseniz Sweet Tooth dizisini tavsiye ederim. (Gündem dışı)

Şifanız eksik olmasın.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s