Sevgilin Güçlü mü? Zayıf mı?


Dokuz kilo verdim. Bu yazıda kısaca nasıl kilo verdiğimi anlatacağım, size uyan noktalar olur olmaz bunu bilemiyorum ama kilo vermeyi düşünenlere ilham olmasını temenni ediyorum.

*Zayıflama kelimesiyle başlayalım, zayıf kelimesinin Türk Dil Kurumu’nda sıfat, isim ve mecaz anlamlarına bakıldığında, kendinize yakıştıramayacağınız çokça anlamı olması işin psikolojik tarafındaki en büyük engel. Kullandığın dil, normal kilona ulaşman için vereceğin çabanın karşılığı olarak bize etmediği hakareti bırakmıyor haketmediğimiz halde. Öncelikle zayıflamak kelimesinin zihnimizdeki kodunu değiştirmekle başlayalım. Diyet, rejim, zayıflamak gibi kavramları unutalım. Bir yakının kilo almış olsun, ona ne kadar güçlenmişsin demiyorsak, kilo vermiş bir yakınınızı gördüğünüzde de, ne kadar zayıflamışın demememiz gerekiyor. Kilolu olmanın eski zamanlarda zenginliği temsil ediyor olmasının günümüzde bir karşılığı yok. Roman kültüründe de kadın ne kadar kilolu ve ziynet eşyaları ne kadar fazlaysa iyi bakıldığının göstergesi olarak yorumlanıyormuş. Günümüzde ise durum tersine döndü, ucuz ve kalitesiz gıdalarla hareketsiz yaşam birleşince sağlık sorunları hiç olmadığı kadar yükseldi. Obez sayılarının yükselişi ve tip 2 diyabetin yaygınlaşması, kötü gıdalara kolay ulaşabiliyor olmamız da hiç hayrımıza değil. Normal kiloda olmak sağlıklı olduğumuz anlamına gelmiyor ama en azından belirli noktalarda hayatınızı kolaylaştırıyor. Fazla uzatmadan şunu söyleyelim; kilo vermiş insana, “zayıflamışsın” yerine “kilo vermişsin” diyoruz. Kilo vermek istiyorsan zihindeki “zayıf” kodunu değiştiriyoruz, kilolu insana da güçlü biriymiş gibi davranarak onu olmadığı bir yere koyup, omuzlarına yük bindirmiyoruz.

“Zayıf” kavramını unuttuk. İkinci süreç düşünmek! İnsan kendisiyle kalmamak için elinden gelen tüm kaçış yollarını dener, bu yüzden yüzleşmek için düşünmek gerekiyor. İdeal olmadığını düşünüyorsan bunun sebeplerini bilmen gerekiyor. Bilmediğin bir konu hakkında fikrin yoksa, varmak istediğin bir yer de yoktur. Düşünme sürecinin sonunda çıkardığım anahtar kelimeler oldu, “fazla”, “sağlıksız”, “sık”, “zamansız”. Aracınızın kullanım kitabında yazan detaylar gibi, yükleme kapasitesi, alman gereken yakıtın cinsi ve bakım aralıkları gibi ayrıntıları hatırla. Çok gazlarsan çok, az gazlarsan az yakarsın. Elli liralık alıp sık sık yakıt alarak da kendini kandıramazsın. Depoyu doldurup aracı kullanmazsan yakıt ve sıvılarda oluşan kayıplar sonucunda da uzun vadede aracınızın ömrünü olumsuz yönde etkilenir bizde de durum benzer. Aldığımız fazla besin karşısında az hareket (gazlarsak) edersek, beden onu görmek istemediğiniz yerlerde depolar. Karında, popoda, memelerde, organlarda vb.

Şayet biriktirici bir özelliğiniz yoksa, fazla eşyalardan kurtulmanın bir yolunu bulmuşsunuzdur, satmış, ihtiyacı olan birine vermiş veya dönüştürüp bir başka alanda kullanmışsındır. Kendini yönetmenin anahtarı senin içinde, o kapıyı açmak istiyor musun istemiyor musun? Biriktirdiğin kiloları muhafaza mı edeceksin? Yoksa dönüştürecek misin? Bunun cevabı sende.

Vücut yapımı iyi biliyorum. Oluşan bütün fazlalıklar göbek, meme ve boyunda birikiyor. Boyunda biriken yağların kötü tarafı ise uyku apnesi gibi sorunları tetikliyor olması, horlamak sempatik karşılansa da ciddi bir nefes alamama problemdir unutmayın. Göbekteki yağlanma iç organlara, memelerde ve boyunda depolanan yağlar ise estetik açıdan bakıldığında elma tipi denilen forma karşılık geliyor yani benim vücut tipim. Bacaklar ve kollar aynı kalıyor, belirli bölgeler balon gibi şişiyor. Sen de önce kendini tanı ve tanımla, nasıl vücut yapısına sahipsin. Kendini anlamaya çalış. Düşün!

“Tanrıyı güldürmek istiyorsan ona planlarından söz et”. Türkiye’de ilk koronavirüs vakası 11 Mart 2020 tarihinde tespit edildi. 11 Ay önce, neredeyse bir sene olacak. Patlamış mısır, çekirdek, tuvalet kağıdı, makarna, raflarda ekmek mayaları henüz tükenmemişti. Ve dünya geneline yayılan virüs bize de uğramış ve bahsettiğim market savaşları başlamıştı. Mart ayı her yönüyle sert geçecekti. Zorluklar kaşısında daha verimli çalışan biriyim, inandığım ve üzerinde yeteri kadar bilgi sahibi olduğum zaman kontrollü davranabiliyorum. Bu yüzden en zor kararları bile en zor dönemlerde almaktan kaçınmıyorum. Unutmayın, zor bir işe başlamak için kolay zaman yoktur. Oyunun en zor yerini oyunun başında geçiyorsunuz ki bölüm sonu canavarı varacağınız o mutlu mesut noktada sizi yemesin. Ve Türkiye’de ilk virüs görüldü, herkes gıdaya koştuğu bir zamanda ben gıdadan kaçacaktım…

“Zayıfla” kelimesini çözdük, düşündük plan yaptık, motivasyon yerinde.

Fazla (aşırı olan), aşırıya kaçmamak için günlük almanız gereken kalori ve yağ miktarını, hatta vitamin ve protein miktarını öğreniyoruz, herkes kendi vücut kitle endeksine göre kendi planını oluşturmalı. Şimdi vücudunuzu tanımıyor ve limitlerin üzerinde besleniyor ve hareketsiz bir yaşamınız olabilir. Sınırı aştığını her öğünde, sistem ileride oluşacak bir kıtlık olasılığı için fazlalıkları depo olarak vücut tipinize göre yağları oralara stoklayacak. Yaşınıza, boyunuza, cinsiyetinize göre almanız gereken hesaplamaları yaptıktan sonra sınırı geçmeyerek yaşamaya başlamanız gerekiyor. Bunu yaparken kalorisi yüksek, insülin direnci oluşturacak gıdalardan uzak durmanız gerekiyor. Örnek vermek gerekirse, ay çekirdeğini seviyorsunuz bir avuç yediğinizde 210 kalori, 7 gram protein ve 19 gram yağ almış oluyorsunuz. Sekiz avuç yediğinizde bir günde almanız gereken tüm kaloriyi ve proteini alırsınız (proteini sadece ette sanan yurdum insanı, naaber?) ve o gün başka hiç bir şey yememeniz gerekiyor bu hesaba göre. Ayrıca günlük almanız gereken yağ miktarını da fazladan 100 gram olursunuz. Burada denge ortaya çıkıyor. Besinleri tanımanız, tanımıyorsanız besin takip uygulamalarından yararlanmanız gerekiyor. Ben basit bir kalori uygulamasıyla günlük tutuyorum. Yani yediklerim sayılıyor ve kayıt altında, bir gün boyunca yediklerinize bakınca şunu farkedeceksiniz, ne kadar çok yemek yiyoruz. Benim en önemli kısıtlamam çekirdek oldu, akşamları çekirdek yemezsem bir şeyler eksik kalıyordu, Çekirdeğe düşkünlüğüm memelerime, göbeğime ve boynuma gerdan olarak geri dönüyordu. Sen de kalorisi yüksek ne tüketiyorsan bunu bul, belki tatlı, belki içki, belki de ekmek… Kalorisini bildiğin zaman gıdaları ölçülü, bazılarını bol porsiyon olarak tüketebilirsin, sevdiğin hiç bir şeyi tümden bırakman da gerekmiyor. Çekirdeği bırakmadım ama yemediğim günler oluyor, canım isterse bir avuç, kalori açığım varsa iki avuç yeme özgürlüğüm oluyor. Azı karar fazlası zarar!

Sağlıksız (sıhhatsiz) gıdaları bilmeniz gerekiyor, herkes bir ölçüde kendini tanır, boş kalorili işlenmiş gıdaları hayatınızdan çıkarmanız gerekiyor. Mesela bir porsiyon patates cipsi 700 kalori, günlük almanız gereken kalori miktarının yarısı ve günlük almanız gereken yağ miktarını 25 gram aşmış olursunuz. Sağlıksız olduğunu düşündüğünüz gıdaları tüketmeyi bırakmadan kilo vermek kolay değil. Ayrıca bir çok işlenmiş gıdanın içindeki mısır ve patates nişastasına dikkat. Sağlıksız olduğunu düşündüğünüz ancak canınızın çektiği zaman ölçülü olmak şartıyla yemeğe devam edebilirsiniz ve öyle de olacak. Ürün etiketlerini okuyun. Size görev, markette satılan lavaş alıp etiketini okuyun, içinde kaç kimyasal var ve bunların hangisini biliyorsunuz bana yazın.

Sık (aralıksız olarak) yemekten kaçınmak gerekiyor. Unutmayın gözleriniz kırpmanız için gereken kaloriyi, sistem depodaki yağları kullanarak üretebiliyor. (Şayet bir sağlık sorununuz yoksa) İnsülin yatayda dururken açlık hormonu salgılanmıyor. Sık yemek uzun bir yolculuğa çıkıp her benzin istasyonunda elli liralık benzinle yolculuk yapmaya benziyor. Kendinizi bir araç gibi düşünün, az yakıtla ne kadar uzun yol yapabilirsiniz bunu düşünmeniz gerekiyor. Tokluk hissi veren gıdalarla beslenebilirsiniz. Mesela, yulaf kalorilidir, haraketli biriyseniz sizi uzun süre tok tutar. Yulaf unundan ekmek mi yaparsın, hafif sıcak suyla haşlar üzerine meyve mi doğrarsın ona sen karar ver. Eskiden güne kahve ile başlayan ve kahvaltı yapmayan insanları anlamakta güçlük çekerdim. Şimdi bir kahve ile iki öğün atlıyorum, bazen bir öğün bazen iki öğünle günü geçiyorum günü. Akşam yemek saatine dikkat ediyorum. Aralıklı orucu duymuşsunuzdur, benim uyguladığım ve çok mutlu olduğum anlardan biridir aralıklı oruç uygulamam. İlk zamanlar 16 saat açlık, 8 saat serbest yeme süresine dikkat ediyor olsam da şimdi kendi düzenime göre bir vücut saati oluşturdum. Ne zaman yemem ve saat kaçtan sonra yememem gerektiğini biliyorum. Bu süreçte fazla kalori almıyorum ve belirli günler kalori açığı oluşturuyorum. Nasıl doyuyorsun dediğinizi duyar gibi oldum: doymak bilmemek yanlış beslenmekten geçiyor, sindirim ağızda başlıyor, glisemik endeksi (Glisemik indeks (Gİ) 1-100 arasında bir skaladır. Puan ne kadar düşük olursa, yiyecek kişinin kan şekeri seviyesini o kadar yavaş yükseltir demektir. Glikoz ve beyaz ekmek için GI puanı 100’dür.) yüksek bir şey yediğinizde kan şekeriniz hızla yükseliyor ve aniden düşüyor, düşünce açlık hormonu salgılanıyor ve açsın kardeşim yesene sinyali iletiliyor. Sık sık yersen ve yediğine dikkat etmezsen hep açsındır. Az beslenmek (doğru ve kaliteli) hem çevreci bir yaklaşımdır hem de ideal bir tüketim modelidir, sıhhatli, ekonomik, hafifleticidir. Daha zinde bir sen olmak senin elinde…

Zamansız (vakitsiz) yemek en azından sofra adabına hakaret. Eskiden ne güzel sofra kurulunca herkes aynı anda yerdi, sosyolojik ve psikolojik bakımdan da açlığımızı giderirdik. Konuşmaya fırsat bulduğumuz, sorunlarımıza çare, sevinçlerimize ortak, başarılarımızla gurur duyacak insanları toplardı sofra. Hayata dair bir çok şeyi de sofrada öğreniriz. Tek başınıza yemek yapmak ve yemek zor olabilir ama onun da iyi yanlarını bulup, kendi sofranıza ve kendinize özen göstermenin bir yolu vardır mutlaka.

Onbir ay önce 77 kilo ile yediklerimi yazarak, ve besin değerlerini çalışarak ve de aralıklı oruç (haftanın belli günleri, aksi halde vücut kıtlık moduna geçip korumaya almasın kendini) yaparak bugün 68 kilo olarak karşınızdayım. Yeni hedefim 3 kilo daha zayıflayıp 65 kiloya inmek.

Kasları biraz güçlendirip yağların hakim olduğu krallığı yıkıp yerine güçlü beden nasıl inşa edilir, daha doğrusu ben neler yapıyorum, motivasyon kaynaklarım neler, bunları da bir başka yazıda aktaracağım.

Yazıların düzenli takipçisi olmak için e-posta aboneliği henüz ücretsizken kayıt olabilirsin. Görüşlerin önemli, varsa eklemek istediğin çekinmeden paylaş, bu sofrada konuşma hakkın var.

14 Şubat Sevgililer Günü Kutlu Olsun. Sevgi gözü kilo nedir bilmez, kim kilolu kim kilosuz ne önemi var. Sevmek en güzel şey.

Ne bir kürk ister bu sen gönlüm

Ne bir han ne de saray, lalalay la la lalay

Ye iç eğlen çok kısa ömrün

Sev çünkü sevmek en kolay

Yeliz, Bu Ne Dünya Kardeşim, 1976.

iletişim: erkekadamyemekyapar@gmail.com

instagram: @serdarmutfakta

Sağlıkla.

3 Comments

  1. erishim dedi ki:

    Kilo vermek gerçekten iradende karar verdikten sonra çok kolay. Fakat bilinçli olması elzem. Ben de 8 ayda 27 kilo verdim fakat bilinçli bir diyetle değil tabiri caizse açlık grevi gibi. Üzerine de ağır spor eklenince bunun cezası olarak saç dökülmesi (kellik derecesinde değil ama biraz seyreldi) ve sürekli üşüme gibi problemlerle uğraşır oldum. Vücuda ihtiyacını vermek gerek. Ne fazlası nede azı.

    Liked by 1 kişi

    1. Çok kısa sürede çok fazla kilo vermişsiniz. Elektrolit gibi kayıplar ve minarelleri yerine koymak gerekiyor. Vücut ısısını korumak için kalori kullanıyor, açık oluşunca ihtiyaç duyulan kaloriyi almak gerekiyor diye biliyorum. Sağlıklı günler.

      Liked by 1 kişi

Yorumlar kapatıldı.