Lahmacuncu Gel Lan Buraya!


Bayram sabahı en çok bayram harçlığını veren dayım gittikten sonra bayramlaşmak için eve gelenleri görmeye gerek yoktu, alacağım küçük harçlıklar yüzünden oyundan ve eğlenceden geri kalamazdım… Eğlenceye giderken ilk iş deneyimi ve para kazanmamın yolunun açılacağı bilmeden koştum panayıra…

Bisiklet kiralanıyordu, o zamanlar herkesin bisikleti yoktu ama bir tur binmek için cebinde bayram harçlığı vardı. Ve sarı pinokyomu kiralasam diye düşündüm ve gittim bisikletimi aldım evden, yaptığım tek şey bisikletime yakınlaşacak ve binmek isteyenleri heveslendirecek şekilde bir yere park etmekti ilk önce, potansiyel binici gelince aynı anda pinokyonun başında buluşup işi bitirmek. Ticari zeka gerektirmiyor, kar zarar hesabı çalışmıyor tek çalışan şey buna cesaret etmek ve sonuçları görmek. Bir turu kaç kuruş hatırlamıyorum ama çok uygun bir fiyattı, bisikleti olmayan ve bisiklet özlemi çekenler, yeni öğrenenler için bir fırsattı bu, gün sonunda epeyce para kazandım, kiralayanların çoğu bisiklete yeni binmeye başlayanlar olduğu için bisikletin selesinden tutup yanlarında koşuyordum, binmeyi bilip ama güven vermeyenlerde vardı, sen gelme yalnız gider dönerim diyenlere kulak asmadım, onlar sürdü ben yanlarında koştum, selenin altından tutmamım iki ana sebebi vardı, çalınmasın ve kimse düşüp bisikletime zarar vermesin. Bisikletim çalınırsa çok üzülürdüm, bit pazarından ikinci el olarak alınmıştı sarı pinokyom tek eğlence kaynağımdı.

Bayram boyunca kaç tur kiraladığımı ve koştuğumu hatırlamıyorum ama bayram boyunca sabah kalkıp akşama kadar at gibi kendi bisikletimin yanında koştum, karşılığında iyi para kazandım, ilk ticari deneyimim bu oldu, cepler dolusu para kazanmıştım, bayram sonrası kazandığım parayla ailemi çiroz plajına götürdüm. Pilajda anneme ve kardeşlerime lahmacun ısmarlayacak kadar param vardı.

Para kazanınca bana bir haller oldu, küçük adamın içinden başka biri çıktı, beni sayın, beni dikkate alın diye ortaya serdiğim karakterin ses tonu bir garip çıkıyordu, bir oktav bile etmeyen ses sekiz oktavı zorluyordu, kedinin kendini büyük göstermesi için yaptığı o hareket varya, hani sırtı kabarıyor ve iri göründüğünü sanıyor ya işte tam öyle.

Karnımız acıkmıştı ya da ben herkesi karnın açıkmış olacağını düşünerek yoldan geçen seyyar lahmacun satıcısına şöyle seslendim “Lahmacuncu Gel Lan Buraya” şimdileri gülerek anıyorum ve gülüyorum o küçük Serdar’a. “LAN”, “GEL LAN BURAYA”

Bayram benim için en büyük dayımın verdiği koca harçlıktı bir bakıma, o ne bereketli o ne harca harca bitmeyen bir paraydı, taksicilik yapan gönlü bol eli açık şakacı ve gülen yüzlü dayım uzun ömürlerin olsun. Dayım sevgisini ve saygısını çok net gösterirdi, eli sıkı değildi, aksine boldu, zorlu yaşamı onu yenilmez, dövülmez ve güçlü yapmıştı. Siz benim ne çektiğimi biliyor musunuz diye cümleye başlayarak kimseye yukardan bakmazdı. Elini öpmeye gidemiyorum ve aramıyorum, gittiğim zaman neden aramıyorsun sormuyorsun demiyor koca yürekli adam.

Şimdi en büyük parayı veriyor diye Ramazan dayımı kral tahtına oturtup diğer herkesi harcamış gibi gözüküyorum ama durum öyle değil. Vurgulamak istediğim şey şu aslında bayramda büyükleri mutlu etmek kadar önemli bir şey var küçüklerimizde mutlu etmeliyiz demek istiyorum. Mesele sadece büyüklerinin elini öpmek değil, küçüklerini sev, muhabbet et ve değer ver demek. Ülkemizde küçükler pek büyümüyor büyüklere göre ve saygı görmüyor gibi geliyor bana.

Yazımıza eski seyyar satıcı lahmacuncu arkadaşlarımıza atıfla bitirelim. Herkese harçlıklı bayramlar. Çocuklara bol harçlık verin.

2 Comments

  1. Nilgün Avan dedi ki:

    Bravo. Çok güzel

    Liked by 1 kişi

Yorumlar kapatıldı.