Makarna Yapmayı Bilmeyen Var mı?

Makarna yapmayı anlatmayacağım, içinde ne olduğunu söyleyeceğim…

Uzun zaman aradan sonra otobüs yolculuğu yaptım, en son yaptığımda koltuk arkalarında küllük vardı ve yanındaki kişi ya da sen-ben fosur fosur sigara içilen yolculuk zamanlarıydı. Şu sigara kısıtlama konusu çok iyi oldu. Sonra ne olduysa kimsenin zamanı kalmadı, ah milenyum çağı, girmeseydik iyiydi ya… Bir başımıza da kalmayı unuttuk, hep en hızlısı en çabuk gideni, yeni “hızlı” olanı tercih ettik, öyle hızlandık ki attığı mailin arkasında arayanları biliyorum, “çıkacağım da emin olmak istedim mail geldi mi” bu koca bir yalan, öyle hızlandık ki attığımız mailin hızını bile ölçüyorduk, hızlı internet, hızlı ulaşım, hızlı yemek, hızlı telefon, hızlı bilgisayar ve sonunda bir baktık ki sofraya ne zaman oturmuş ne zaman kalktığımızı hatırlayamaz duruma gelmişiz. Nerede o 56k’lık dahili modem üzerinden çıkış yapıp kotamız bitmesin diye hemen çıktığımız dönemler, hemen derken biraz durduğumuz oluyordu, ICQ ve mIRC vardı o zaman, “asl pls” bak aslında hız o zamandan başlamış, asl pls ne arkadaşım, düzgün konuşsa yok. Nbr? ii…

Herkes yavaşlamak ister, herkes basit olmanın derdinde gibi gözükse de bağımlısı olduk hızın, sürekli elimizde telefon, hani cebimizde olacaktı? An gitti, bütün an ekrana bakıyoruz. Telefonu bıraktığımız an dopamin düşüyor, tekrar alalım elimize, uyanıyoruz telefon yanımızda, kaç beğeni geldi? Murat paylaşımlarımı beğenmiyor ben de onun paylaşımlarını beğenmeyeyim, hep beğenme-beğenmeme üzerine kurduk iletişimi, bari yorum yaz, olmamış de, çok güzel olmuş de, bir şey de. (Bu arada bloguma, videolarıma ve telefon açıp yorum yapanlara teşekkürler) Yorumsuz bir hayatı seçtik herhalde, herkes evinde bir başına elinde telefon, sosyal ama yalnız, çok arkadaşı var ama belki kimseyi göremiyor. Hastane ziyaretleri de bitti, facebooktan geçmiş olsun dedin mi bitti gitti. Adam ameliyattan çıkmış narkozun etkisinde ağzında su akıyor boynunu tutamıyor, instagrama fotoğraf koyuyor, kim çekti arkadaş bu fotoğrafı, ameliyat nasıl geçti diye sormadan hasta bakıcının eline telefonu veriyor çek ablacım diyor herhalde.

Değişik zamanlardayız, onaylanma, beğenilme, tıklanma, gıdıklanma gibi bir huy edindik ve günün sonunda yine tatmin olamıyoruz.

Otobüs diyordum, çok eğlenceliymiş, kendimle zaman geçirdim, koca camlardan dışarıyı izledim, gördüklerim bana kalsın ben yediklerimi anlatırım.

Dostlarım, basit yaşayın, anda kalın, sevgiyle.

10 dakika kendin için vakit bulursan makarna için bakarsın, amaç makarna değil maksat muhabbet olsun, videolarda buluşalım 🙂

Reklamlar